Gittikçe Artıyor Yalnızlığımız

28 Ağustos 2012

Aziz dostumuz, ağabeyimiz, sohbet arkadaşınız eski parlementer, gazete sahibi, fıkra yazarı Cevdet Akçalı Bey,  6 Temmuz 2012 tarihinde Ankara’da hastanede Hakk’a yürüdü. Kendisiyle uzun süren bir yakınlığımız olmuştu.

 

1925 yılında Adana, Kozan’da doğdu. İstanbul Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Meşhur Sorbonne (Paris) Üniversitesi’nde Fransız Anayasası üzerinde çalıştı. Mecliste 5 dönem milletvekilliği yaptı. Son  olarak 1999 seçimlerinde, Refah Partisi’nden, rahmetli Aydın Menderes Bey’in kontenjanından yine hocamız Prof. Şaban Karataş ve Cemal Külahlı gibi milletvekili seçilmişti. Kendisi Avrupa Konseyi üyeliğine seçilmiş ve bu konseyde en uzun görev yapanlardan biri olmuştu.

 

Memelketinde 1949-1850 yılları gibi demokrasi, halk ve hürriyet mücadelesinin mistik ve efsanevi bir hal aldığı dönemlerde; milli şef diktatoryasına karşı milli infialin galeyen halini aldığı demlerde, yayınlarıyla, dernek faaliyetleriyle, milli gençlik teşkilatı mensubiyeti ile dikkat çekti. Büğelek ve Kozandağı gibi siyasi mizah dergilerini çıkardı.Adana’daki Popüler Vatandaş Gazetesi’nde (günlük gazete) siyasi yazılar yazdı. 1960’dan sonra da haftalık Büğelek ve günlük Dirlik Gazetelerini yayınladı. Kozan’ın en eski gazetesini yeni bir vizyon ve medeni cesaretle yayınladı. Sonradan Yeni Şafak’ta köşe yazıları yazdı. Rahmetli Süleymancı Cemaati’nin lideri Kemal Kaçar Bey’le ve cemaatle derin bir ilişkisi vardı. Onların avukatlığını yaptı.

 

Son yıllarda, bazı vefalı ve mücadeleci arkadaşlarla beraber, rahmetlinin Esentepe’deki ofisinde aksakalılar toplantılarını yaparak, günlük ve uzun vadeli meselelere çözüm üzerinde çalışıyorduk. Muhterem büyüğümüzün Dünyada Bugün isminde günlük ciddi bir gazetesi vardı.

 

2009 seçimlerinden önceydi. Kurucular kurulu ve Mütevelli Heyet üyesi olduğum Birlik Vakfı’nda, Türkiye’nin geleceği üzedrinde önemli bir konuşma yapmak üzere H.Celal Güzel Vakfa gelmişti. Kendisiyle uzun bir hukukumuz, Yeniden Doğuş Partisi kuruculuğumuz, genel başkanı olarak halef selef bulunduğumuz Sn. Güzel’in geleceğini duyan ve esasen sık sık konferanslarımızı teşrif eden rahmetli de gelmişti.

 

Özel bir odada yemek yerken; ben espri niteliğinde, vefatından 2 sene önce rahmetli O. Bölükbaşı’nın Andolu Kulübü’nde (Ankara’da) verdiği bir ziyafette, O. Bölükbaşı’nın siyasette misafir gazetecilere, eski milletvekillerine, Bölükbaşı’nın anlattıklarını ve Sn. Güzel’e bir nasihat ve tespit olarak değerlendirmesini anlatmasını rica etmiş. S. Güzel bu orijinal ve ibretli olayı rahmetlinin aynen ağzından çıkan küfür kelimelerine akraba kelimelerle ifade ederek aynen anlatmış ve gülmekten kırılmıştık.

 

Rahmetli, büyük hatip, espri üstadı, söz ustası Bölükbaşı 3-4 saat süren konuşmasından sonra şöyle özetlemişti: “Bak Hasan! Bu sözümü iyi dinle! Bugüne kadar Türkiye’de, siyasi parti lideri olarak pir aşkına kılıç  sallayan 2 büyük dangalak geçti. Birincisi ben, ikincisi sen!”

 

Her zaman anlattığım gibi, biz bu söz üzerine çok gülmüştük. Bu sözde, rahmetli Bölükbaşı (dangalak) kelimesini aynen (dangalak) olarak değil de, galak ekinin tarakla kafiyeli başka bir harf değişimini kullanarak yani g harfi yerine y harfini kullanarak anlatmıştı…

 

İşte dünya böyle… Kimler geldi, kimler geçti… Temmuz ayının 10’undan önceleri evde bir operasyon için hazırlık içinde hasta yatıyordum. Cevdet Ağabey’ini vefatını öğrendim. Bir anda şaşırdım. Cenazeye gidebilmeme doktor izin vermedi. Böylece, rahmetli Aydın Menderes gibi, Ahmet Şişman gibi ve benzeri yakın dostlarım gibi muhterem, ehl-i hizmet arkadaşlarımın cenazesinden nasıl uzak kalmışsam bundan da uzak kalmak zarureti doğdu.

 

Cenaze, düğün dernek gibi değil… Daha önemli, çok önemli… Benim kara günlerimde, (çok hazin günlerim oldu) beni hiç arayıp sormayan yakın dost bildiğim insanlar da oldu. Yıkıldım. Bölükbaşı’nın yiğit ifadesiyle  “Hasmın güllesi insana tesir etmez de; dostun fiskesi insanı yıkar!” İnsan kara günlerde; özellikle dostlarını yanında görmek istemesine rağmen Fuzuli’nin deymiyle (bi vefa) dostlar sayesinde bu da her zaman mümkün olmuyor.

 

Cevdet Ağabey, ciddi insandı. Şair tarafı vardı. Onun torunu için yazdığı “torunum büyüsün de dedesine oy versin”mısrası da güzel şiire bir örnektir.

 

“Bizler geldik, gidiyoruz! Şen olasın Halep Şehri!” Allah’ın sonsuz rahmetli üzerime olsun! Ayrı bir yazı ile muhterem üstadı anlatacağım:

 

Bu yazıyı bir Cuma namazından önce hazırlarken, dün vefat eden muhterem fikir adamı, milliyetçi davanın hadimi, değerli ve ciddi üstad, değişik eserlerin sahibi;  Bab-ı Ali’den geçen Adam eski Bab-ı Ali ve Bab-ı Ali hatıraları yer alan Altan Deliorman’ın da dar-ı bekaya intikal ettiğini öğrendim.

 

İlahi kaza ve kaderin tecellisi karşısında söylenecek söz yoktur. Allah rahmet eylesin! Türk Milliyetçilerine, vatansever bir evladın kaybı dolayısiyle başsağlığı; merhuma sonsuz rahmet, ailesi ve yakınlarına sabır niyaz ediyorum.

 

Aziz arkadaşım rahmetli şair Erdem Beyazıt’ın deyimiyle;

 

“Ölüm bize ne uzak ne yakın bize ölüm!

Ölümsüzlüğü tattık, ne yapsın bize ölüm!”

 

Ahmet Rüştü Çelebi

About these ads

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

%d blogcu bunu beğendi: